• ana sayfa
  • basından
  • destekçilerimiz
  • hakkımızda
  • referanslar
  • iletişim

Çengel Sanat

  • işitsel sanatlar
  • seminerler
  • çengel studio
Anasayfa

Haber ve Duyurular

Gitar Atölyesinde Grup İndirimi...

Çengel Sanat, Eylül ayı itibariyle gitar atölyelerinde üç kişilik sınıflar açıyor...


>>Konservatuvara Hazırlık Atölyesi Başlıyor...

Çengel Sanat’ta Ceren Erendor ve Eray Düzgünsoy’un yürütücülüğünü üstlendiği konservatuara hazırlık atölyesi başlıyor.

daha fazla bilgi için


>>Hint Müziği Atölyesi Başlıyor...

Çengel Sanat'ta Selim Ergen yürütücülüğünde Hint Müziği Atölyesi başlıyor.

daha fazla bilgi için


E - Bülten

Etkinliklerimizden haberdar olmak için

İşitsel Sanatlar

  • Didgeridoo Atölyesi
  • Elektrik Gitar Atölyesi
  • Flüt Atölyesi
  • Gitar Atölyesi
  • Hint Müziği Atölyesi
  • Konservatuvara Hazırlık Atölyesi
  • Ney Atölyesi
  • Obua&Korangle Atölyesi
  • Piyano Atölyesi
  • Tabla Atölyesi
  • Tanbur Atölyesi
  • Viyolonsel Atölyesi

Görsel Sanatlar

Ebru Atölyesi

Ebru, kıvam verilmiş bir sıvı üzerinde boyaların yüzdürülüp belirli müdahalelerle oluşturulan desenlerin kağıda aktarılması yoluyla icra edilen bir Türk kağıt süsleme sanatıdır.

Ebru’ya dair en eski belgeler 12. yy’a dayanmaktadır. Türkistan civarında ortaya çıktığı düşünülen ebru sanatının tarihi çok iyi bilinmemektedir. Şu an dünyanın bir çok ülkesinde uygulanmakta olan bu sanat batı dünyasına 18.yy. civarında İstanbul üzerinden geçmiş ve Avrupa’da Türk kağıdı olarak tanınmıştır.

Türk ebrusu dünya üzerindeki diğer ebru geleneklerinden kendine has oturmuş estetiği ve tavrı ile kolayca ayırdedilir. Ayrıca birbirinden güzel çiçekli ebrular yalnızca Türk ebruculuğunda görülür.

Atölyemizde yapılan çalışmalarda ebru sanatının tarihi, kültürü, estetiği ve türleri detaylı bir şekilde anlatılmakta, ve türlerin uygulaması sırayla aktarılmaktadır. En fazla 3 kişi ile sınırlı olan atölye guruplarında öğrencilerle birebir ilgilenilmekte ve çalışmalar bireysel gelişime göre düzenlenmektedir.

Ebru gönül verildiği takdirde insanın kendi iç alemine açılan bir kapıdır. Ebru teknesi ile insan arasındaki bu özel ilişki tecrübe edildikçe bu kapı aralanmaktadır.

Bu özel sanatın aynasında kendisine bakmak isteyen herkesi atölyemize bekliyoruz.

  • Görsel Sanatlar

Minyatür Atölyesi

Minyatür, doğu ve batı dünyasında çok eskiden beri bilinen bir resim tarzıdır. Minyatürün bir doğu sanatı olduğunu, batıya doğudan geldiğini ileri sürenler de vardır. Doğu ve batı minyatürleri resim sanatı yönünden hemen hemen birbirinin aynı olmakla birlikte renk, biçim ve konularda ayrılıklar görülür. Minyatür, kitapları resimlemek amacıyla yapıldığından boyutları küçük tutulmuştur.  

Bilinen en eski minyatürler, Mısır’da rastlanan ve İ.Ö. 2. yy'da, Papirüs üzerine yapılan minyatürlerdir. Roma, Yunan , Bizans ve Süryani el yazmalarının da minyatürlerle süslendiği görülür.

Avrupa minyatürünün gelişmesi 8. yy. sonlarına rastlar. 12. yy..'da ise  minyatürün yalnızca dinsel konulu değil süslenecek metinle de doğrudan doğruya ilgili olması gözetilmeye başlanmıştır. 17. yy'dan sonra fildişi üzerine yapılan minyatürler yaygınlaşmıştır.

Selçuklular da minyatüre önem verilmiştir. Osmanlı'da 18 yy'a kadar İran ve Selçuklu etkisi sürmüş, Fatih döneminde padişahın resmini de yapmış olan Sinan Bey adlı bir nakkaş, sanatçı yetişmiştir. (Osmanlı'da resme eskiden nakış ya da tasvir denirdi, minyatür için nakış sözcüğü kullanılırdı. Minyatür sanatçısına ise nakkaş ya damusavir denirdi.) II. Bayazıd  döneminde Baba Nakkaş, 16. yy da Reis Haydar diye tanınan Nipari, Nakşi ve Şah Kulu Bihzad’ın öğrencisi olan Horasanlı Aka Mirek de İstanbul'a çağrılarak sarayın baş nakkaşı yapılmıştır.

Mustafa Çelebi, Selimiyeli Reşid, Süleyman Çelebi ve Levnî 18 yy’ın ünlü nakkaşlarındandır. Levnî geleneksel anlayışın dışına çıkmış ve kendine özgü bir biçim geliştirmiştir.

Minyatür tekniğinde; renkler üst üste sürülür. Bunların birbirine karışmaması için eskiden suyla inceltilmiş toprak boyalar kullanılırdı. 14. ve 18. yy arasında bu boyaları sabitlemek için içlerine taze yumurta sarısı atılırdı. Yumurta sarısıyla hazırlanan boyalar kuruduktan sonra ikinci kez kullanılmamakta ve her kullanım için yeni bir boya hazırlanması gerekirdi. Bu nedenle zaman içinde boyalara yumurta sarısı yerine, suda eritilmiş tutkal, bir damla pekmez ya da iki damla üzüm suyu katılırdı. Böylece boyalar kurusa bile istenildiğinde suyla eritilerek yeniden kullanılırdı.

Minyatür yapımı içim kullanılan fırçalar ise üç aylık beyaz kedi yavrusunun boyun tüylerinden yapılmış çok ince kıllı fırçalardı. Kağıtlar ise yumurtalı veya aherli kağıtlardı. Aherli kağıtlar içinse şekersiz nişasta karışımı kullanılır, bu karışım kağıda sürüldükten sonra kurumaya bırakılır ve kağıt mührelenirdi.

Günümüzde ise hazır olarak birçok malzeme bulunmakla beraber boya olarak sulu boyayı tercih etmekteyiz. Çengel Sanat'ta Başak Kademoğlu'nun düzenlediği atölyede minyatür sanatına ait temel bilgilerin  ve tekniklerin yanı sıra atölyemize gelen kişilerin kendi oluşturmak istedikleri tarzlar doğrultusunda da eğitim verilmektedir. Minyatür sanatını seven ve ilgi duyan tüm yetişkinler atölyemize davetlidir.

Kullanılan Malzemeler

St. Petersburg ve Schmincke sulu boyaları

Winsor Newton 7 serisinden 1-0-00 numaralı fırçalar

Rotring beyaz mürekkep

Yapıştırma varak altın

Kase sürme altın

Pebeo Airbrush Acrylic Colour - SEPIA

ve zeytinyağlı sabun

Diğer malzeme ve teknikler dersler ilerledikçe eklenir.

 

 

 

  • Görsel Sanatlar
İçerik yayınları

Siteye, açık kaynak kodlu bir içerik yönetim sistemi olan Drupal güç vermektedir.
  • işitsel sanatlar
  • seminerler
  • çengel studio