
Yıllarca yaşadım. Çalıştım, çabaladım, koşturdum, terledim. Bir aile kurdum. Borç ödedim, prim ödedim. Primlerim başkasına ödendi. Emeklilik söylentisi var ama hala bir hayal. Sağlık sorunlarım baş göstermeye başladı. Gözlük kullanmaya başladım. Ve saire.
Tüm bu olağan yaşam gailesinin sonunda ben de erkek evriminin kaçınılmaz bir parçası olan bir dayıya dönüştüm.
Ve her dayı gibi 18 hissediyorum.
Bazen öyle güçlü hissediyorum ki 6'ya kadar geriletebildiğim oluyor. Bir kum havuzu bile işimi görür.
Sportif yahut göbekli. Şık yahut çizgili tişörtlü. Zengin ya da fakir. Dünyaca ünlü ya da sadece yengeyi gören. Entel yahut köylü. Hangi sıfatta olursa olsun, bir erkek bu evrimsel süreçten kaçamaz.
Olay gerçekleştiğinde sanayi bölgesindeydim. Bir iş çıkış saati. İnsan denizinin en dalgalı olduğu vakitler. Metro bekliyorum.
Önümde, yirmili yaşlarında iki sevgili. İki hormon tanesi. Erkek olan bekçi köpeği gibi kulaklarını dikmiş. İş çıkışı kalabalığına ilk kez girdikleri belli. Manitası olmasının getirdiği koruma güdüsü ve nasıl davranması gerektiğini kavrayamamış olması onu sinirlendiriyor.
Kapı açıldı ve içerideki kalabalık dışarıdaki kalabalığın üzerine döküldü. Birkaç saniyelik bir kaos. Ben ise kalabalık söz konusu olduğunda oldukça vahşiyimdir. Bu vahşilik profesyonel bir “işegiden” oluşumdan kaynaklı. Neredeyse 30 yıldır bir yerlere, işe gidiyorum. Her türlüsünü deneyimledim. Servis, özel araç, toplu taşımanın tüm zevklerini tattım.
Konuya dönersek; kapı açıldığında ezilmemek için yana açılmalısınız. Üzerime doğru gelen insanselinden şık bir hareketle sağa çekilip kurtuldum. Fakat ne yazık ki arkadan bastıran işegiden dalgası iki hormon tanesinin yağmur suyuna yakalanmış birer kibrit çöpü gibi savrulmasına sebep oldu.
Lanet acemiler.
Sonunda Eleman her şeyin suçlusu benmişim gibi en sert sesiyle bana dedi ki;
“Ağır ol dayı. Görmüyon mu kız var.”
Ben de ona en sert sessizliğimle
“Ne diyon lan fıstıkçı şahap.” der gibi baktım.
Üstelemedim ama zoruma gitmişti. Daha gençtim ben. Tamam kırklardayım ama bir dayı gibi de görünmüyor olmalıydım. Böyle şeyleri içeriden fark etmek gerçekten zordu.
Her dayı gibi ilk seferinde bir dayı olduğumu reddettim.
Körüğe yaslanıp kendimi düşünmeye başladım. Alelade, her anlamıyla sıradan, işten dönen, metroda körüğe yaslanmış bir dayı mıydım gerçekten? Elimde poşet belki içinde… Mandalina.
Elim panikle çantama gidiyor.
Hasiktir! Çantamda gerçekten de iki tane mandalina var. Öğle yemeğinden kalma. Ama çantam kapalı. Görmüş olamazlar.
O mandalinalar olmasa… Belki…
İstemeyerek de olsa bir dayı olduğumu kabulleniyorum.
Dayı olduğuma kendim dediğim şeyin yansımasını metro camında eciş bücüş gördükçe daha da ikna oluyorum. Garipsemiyorum. Zamandan kaçamazsın.
Henüz bir dayı değilken insanların benim hakkımda neler düşündüğünü düşünürdüm. Ancak bir dayı olduktan sonra insanların aslında düşünseler, neler düşünebileceklerini düşünerek beş durak gidebilme yeteneğim açıldı. Bir baktım, son durak.
Size yaşadığım bu eşsiz deneyimin bir sonucu olarak metroda öğrendiğim bilgileri paylaşma gereği hissediyorum.
Buradan dayı olduğunun farkına varamamış tüm dayılara sesleniyorum! Bir dayıya dönüşmemek adına yaptığınız her şey, aslında o ulvi mertebenin bir parçası. Onu kabullenin.
Size yer verilmesi yaşınızdan değil, dayı mertebesine erişmiş, başarılı bir erkek olduğunuzun yüzünüzdeki yansıması sonucudur.
Bir dayı olmak sorumluluklarınızı azaltır. Her konuda söz hakkınız vardır. Her şeyi bildiğinizi iddia edebilirsiniz ve kimse sizi aksine ikna edemez. Çünkü gerçekten bilirsiniz. Bir yerde dikilip kafanıza göre takılabilirsiniz. Otoban kenarı da olabilir bir plazanın toplantı salonu da. Dış görünüş çok da önemli değildir.
Toplumsal normların canı cehenneme! Toplumsal norm bir dayı için nedir ki?
En basitinden düşünürsek zaten buraya kadar geldiyseniz bir şeyleri başarmışsınızdır. En azından hayatta kalmayı.
Ve zaten gerçek bir dayı, başarıyı çok da bir başarıymış gibi görmez. Çok şey görüp geçirdiğinden her şey ona alelade bir normallikte yansır. Şaşırma ve hayret duygusu körelmiştir.
Eğer dayılığının bilincinde bir dayıysanız sizi kolay kolay hiçbir şey yıkamaz.
Olanlar?
Çok şey oldu.
Fakirlik?
Çok şey gördük.
Ölüm?
Çok şey öldü.
Bir de kozmik dayılar var ki.
Onlar… Nedensizdir.
/26298
Yorumlar (3)
Yorum yazmak için giriş yapmalısın.
zeloshka why8 Eylül 2026 · 16:08Amca? Sen misin?
Sylvan Clownson8 Eylül 2026 · 19:49ğa dayıya sor. :)
Lalija Zeox8 Eylül 2026 · 21:10Kozmik Dayılar hakkında düşünmekten kendimi alamıyorum, ne menem bir şey ola ki?. 😈
